Ara Menü

Nâçizâne kitaplar : Nisan 2021

Biraz Hegel, biraz Weber : Robinson Crusoe ve Cuma’nın hikâyesi bize ne söylüyor?

Ay ışığıyla yaşamak

Karanlık Aydınlık

Sevgili Palto okuru, Nisan ayını bitirirken sana eşlik edebilecek “nâçizâne” iki kitap önerimle karşındayım.

Kitaplar iyi ki varlar!

Rabindranath TagoreGitanjali (İlâhiler)

“Benden yalnız bir küçük parça kalsın ki, böylelikle sana “Benim her şeyimsin,” diyebileyim.
İrademden yalnız bir küçük parça kalsın ki, böylelikle seni her tarafta hissedip her işimde sana koşabileyim ve her an aşkımı sana sunabileyim.
Benden yalnız bir küçük parça kalsın ki böylelikle seni hiç gizlemeyeyim.
Zincirlerimin yalnız bir parçası kalsın; çünkü ancak bu surette senin iradene bağlı bulunuyorum ve senin maksadın benim hayatımda rol oynuyor- bu , senin aşkının zinciridir.”
-34. İlâhi, Gitanjali-

İlk önerimi 1913 yılında Nobel Edebiyat ödülü almış olan Hint yazar Rabindranath Tagore’dan yapmak istedim. Tagore, yaşadığı dönemde Hindistan’ın önde gelen yaratıcı sanatçılarından biri olmuştur. Tagore’u önemli kılan özelliklerinden biri de Hint kültürünün Batı dünyasında tanınmasına verdiği katkıdır. Keza, Batı kültürünün de ülkesinde tanınmasına yardımcı olmuştur.

Karısını ve iki çocuğunu kaybettiği bir dönemde kaleme aldığı Gitanjali, içindeki ilâhilerle bir solukta giden kitaplardan biri. Gitanjali’yi ilginç kılan özelliklerinden biri de, Türkçeye çevirisini eski Başbakanlardan Bülent Ecevit‘in yapmış olmasıdır.

Siyasi kişiliğinin yanı sıra şair ve çevirmen de olan Bülent Ecevit, Gitanjali’den bir bölümü de kendi seslendirmiştir.

*Artık Gidiyorum, Gitanjali. Bülent Ecevit’in sesinden.

Charlotte Perkins GilmanKadınlar Ülkesi

“Medeni bir ülkeye benziyordu açıkçası burası, bilindik herhangi bir ülkeden hiçbir farkı yoktu.”

Nisan ayındaki son önerimi bir bilimkurgu klasiği ile yapmak istedim. Sadece kadınların yaşadığı bir ülke düşünün ve bu ülkede doğan çocuklar da sadece kız çocukları. Charlotte Perkins Gilman’ın kaleme aldığı bu ütopik dünya okura bambaşka bir çerçeve çizmekte.

Kitap 1. Dünya Savaşı’nın arifesinde üç Amerikalı arkadaşın kimsenin bulunmadığı, ücra bir yerdeki Kadınlar Adasına ziyareti ile başlar. Kadınlar ülkesi, içinde bulundurduğu karakterler ve sorduğu sorularla okuyucu düşündüren bir yöne de sahiptir.

Toplumsal roller cinsiyete göre belirlenebilir mi? Kadınlık ve erkeklik değişmez kavramlar mıdır? gibi sorular okuru düşündüren yönünün örneklerindendir. Kitapta ataerkil düzenin sıkça sorgulandığı ve ataerkil düzene çokça cevap verildiği de göze çarpmaktadır.

İthaki yayınlardan çıkan kitap,  Sevda Deniz Karali‘nin Türkçeleştirmesiyle okura sunulmaktadır.

 

Kitaplar yanından hiç eksik olmasın sevgili okur..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.