Ara Menü

1980’lerin Sovyet Rusya’sındaki bir başka yaz: LETO

Büyüyünce “ben” olacağım

Nâçizâne kitaplar : Ocak 2021

Karanlık Aydınlık
Denetimlerin ve arayışların arasında doğan bir müzik türü: 1980’lerin Sovyet Rusya’sında “rock”. Mike Naumenko ve Victor Tsoy’un hikâyesiyle birlikte bir dönemi anlatan film: LETO

Leto filmi 2018 yılında Cannes Film Festivalinde gösterime sunulmuş, Rus-Fransız ortak yapımıdır. Yönetmenliğini Rus Kirill Serebrennikov üstlenmiştir, aynı zamanda Serebrennikov filmin senaristliğini de yapmıştır. Serebrennikov yönetmenliğine tiyatro oyunlarını yöneterek başlamıştır. 51 yaşındaki yönetmen muhalif ve aktivist kişiliğiyle ön plana çıkan bir isimdir. Leto, son dönem Rus sinemasının yönetmenlerinden olan Serebrennikov’un sekizinci filmidir.

Serebrennikov’un tutuklanması

Yönetmen 2017 yılında Gogol Merkezi adlı tiyatronun direktörlüğünü yaptığı esnada, zimmetine para geçirmek ve yolsuzluk gibi “ağır” suçlamalarla tutuklanmış, daha sonra da ev hapsine mahkûm edilmiştir. Bu tutuklama Leto filminin çekimleri sırasında gerçekleşmiştir, tutuklama dünyadan da çok tepki görmüş, Rusya devlet yönetimi eleştirilmiştir. Film festivallerinde Kirill Serebrennikov için eylemler düzenlenmiştir.

*Leto filminden. Solda Mike Naumenko, sağda Victor Tsoy.

Leto, 1980 yılların Sovyet Rusya’sındaki rock ‘n’ roll ve blues müziğin yaygınlaşmasını, o dönemin ünlü rock yıldızı Viktor Tsoy’un doğuşunu ve ona akıl hocalığı yapan, o dönemin ünlü blues sanatçısı Mike Naumenko’nun hikâyesini anlatır. Film genel hatlarıyla Viktor, Mike ve Mike’ın eşi Natasha üzerinden öyküsünü işlemektedir.

Bol ödüllü bir yapım

Leto filmi katıldığı yarışmalardan ödüller de toplamış bir filmdir. Rusya’nın Oscar’ı olarak görülen Nika Ödülünde 2019 yılında en iyi yönetmen, yılın keşfi, en iyi film editi ve en iyi ses ödüllerinin sahibi olmuştur. Leto 2018 yılında Avrupa Film Ödüllerinde ise en iyi yapım tasarımcısı ödülünün sahibi olmuştur.

Filmin görüntü yönetmenliği Rus Vladislav Opelyants yapmıştır. Leto filmi Opelyants ve Kirill Serebrennikov’un beraber çalıştıkları uzun metrajlı ikinci filmdir. İkili daha önce Serebrennikov’un Fonograf adlı kısa filminde de çalışmışlardır. Vladislav Opelyants’ın filmografisine baktığımıza Nikita Mikhalkov ile dört filmde beraber çalıştıklarını da görmekteyiz. Vladislav Opelyants ve Kirill Serebrennikov beraber çalıştıkları Leto ve Muchenik(öğrenci) filmlerinde ödüllere aday olup, kazandıkları ödüller de olmuştur.

İkilinin beraber çalıştıkları Muchenik ve Leto filmleri Rusya Film Eleştirmenleri Birliğinin en iyi sinematografi ödüllerinde de aday olarak gösterilmiştir, ayrıca Leto filmi 2018 yılındaki Uluslararası  Manaki Kardeşler Film Festivali’nde Altın Kamera 300 ödülüne aday gösterilmiştir.

Sıcak bir siyah-beyaz müzikal

*Victor Tsoy’un Mike Naumenko ve arkadaşlarına müziğini sunduğu sahneden bir kesit.

Film siyah beyaz olarak çekilmiştir, ancak bazı sahneler renklidir. Leto, bolca müzikli sahne bulunduğu, müzikal bir filmdir. Müzikal sahnelerinde, sahneler bazen renklendirilmiş bazen de siyah beyaz sahnelere efektlerle geçişler eklenerek filme hareketlilik verilmiştir. Genel olarak siyah-beyaz olan filmde, siyah-beyaz sahneler karanlık değil aydınlıktır, ayrıca filmin çoğu sahnesinde bir lambanın yandığı yerler ya da aydınlığın ön planda olduğu mekânlar tercih edilmiştir. Parlaklığın ön planda olduğu bir renk tonajı bulunmaktadır.

Leto filmine biçim ve içerik uyuma kapsamında baktığımızda filmin içeriğinin biçimlerle desteklendiğini belirtmek mümkün olacaktır. Filmin siyah-beyaz olması filme başka bir hava katmıştır. Film geçmişteki bir hikâyeyi konu aldığı için siyah-beyaz renk paleti bir geçmiş anımsatması da yapmaktadır. Lâkin bazı sahnelerin renklendirilmesi, müzikale dönen sahnelerin siyah-beyaz olsa bile yazılı ve hareketli efektlerle donatılması filme bir televizyon filmi havası da vermektedir diye düşünmekteyim.

Geçmiş hikâyedeki olay örgüsünde kalırken birden olayın müzikle harmanlanması, efektlerin renklenmesi filmin geçmiş hikâyesinden de kopukluklar yaşamama sebep olmuştur.

Sanat yönetmeninin gerçekliği başarılı bir şekilde verdiğini düşünmekteyim. 1980’lerin Sovyet Rusya’sındaki toplumsal ve siyasal iklim filmde etkileyici bir biçimde görülmektedir. O dönemin yasaklarının sahne aralarında izleyiciye aktarılması (sinema cihazının devlet tarafından el konulduğunun anlatıldığı sahne, filmin başındaki konser salonuna giriş sahnesi gibi.), siyasal iklimin gösterilmesi (askere alınma, rock kulübü denetim sahnesi gibi.) ve o dönemin toplumunun sorgulayıcılığıyla, bunalımının filmde iyi işlendiğini belirtmek isterim.

Denetimlerin kıskacında doğan yeni bir tür

*Leto filminden. Natasha ve Mike Naumenko.

Filmin hikâyesi Mike Naumenko, Natasha Naumenko ve Viktor Tsoy’un çevresinde gelişmektedir. Mike Naumenko, o dönemin popüler blues sanatçılarındandır. Kendisi Sovyet Rusya düzenine uygun bir şekilde müziğini yapmaktadır, yazdığı sözler kuruldan geçmekte ve kendisi de bu kurula karşı çıkmamaya gayret göstermektedir.

Victor Tsoy bir arkadaşıyla birlikte Mike’ın arkadaş grubuna kendi yaptığı besteleri çalar ve çok beğenilir. Mike Naumenko, onun akıl hocası gibi olur, tabii bu yakınlık tek Mike ve Viktor arasında olmaz. Natasha Naumenko’da Viktor’la yakınlaşmaya başlar. Mike ve Viktor müzik anlayışı olarak birbirlerinden farklıdırlar. Mike’ın yaptığı müzik bir nevî Amerikan blues müziğinin Rusya uyarlaması gibidir ve toplumsal konulara çok değinmez.

Film bu üçlünün hayatlarını bize gösterirken 1980’lerin Sovyet Rusya’sını da göz önüne sermektedir. Toplumda hâlâ Sovyet komünizminin etkileri üst seviyededir. Genç nesildeki “punk” modası hoş karşılanmaz. Gençlerin dinledikleri müzik de kıyafetleri de yargılanabilir.

Genç nesilde de bu arada kalmışlıktan dolayı bir bunalım havası vardır, ayrıca filmdeki şüpheci adında bir karakter de bulunmaktadır. Bu karakter günümüzden o döneme gitmiş bir karakter gibidir. Kahramanların geçmişteki olaylarını yorumlar ve keşke o zaman böyle yapsaydın, keşke şunlar yaşansaydı deyip, bizi bir mânâda film içinde seyahate çıkarır. Genelde şüpheci karakterinin olduğu sahneler müzikal sahneleri olmaktadır.

Mike karakteri kendi içinde bir bunalımdadır. Evli ve bir çocuk babası olan Mike ufak bir apartman dairesinde yaşamaktadır. Tanınmış biri olmasına rağmen, maddi kazancı çok yüksek değildir. Viktor ise müziğine toplumsal konuları da katmış idealist bir gençtir. Viktor ve iki arkadaşı bir grup olarak ortaya çıkmak istemektedirler, ancak grubun bateristi devlet tarafından birden askere alınca iki kişi kalmışlardır.

Victor ilk başta Mike’ın müziğine benzer bir müzikle ortaya çıkar, ama daha sonra kendi sözleri ve duruşuyla müziği bambaşka bir rotada ilerlemeye başlar. Viktor ileride Rusya’da rock müziğin öncülerinden olacak adımları atacaktır.

*Leto filminden. Natasha Naumenko ve Victor Tsoy.

Natasha ise tüm bu gelişmelerin arasında Viktor ile duygusal bir yakınlık kurup gitgeller yaşamaktadır. Victor’dan hoşlanmaya başlar, fakat evli olduğu için bu durum vicdanen kendisini sıkıştırmaktadır. Kocası Mike’ta bu hoşlanmanın farkına varır ve karısını kendi hâline bırakıp çok sert tepki vermez, hatta Natasha kocasına Victor’a karşı hissettiklerini açar, kocası da ona saygı duyduğunu belirtip tepkisiz kalmayı tercih eder. Bu karmaşık ilişkiler o dönemki Rusya’dan göstergeler sunmaktadır. Mike’ların hizmetçileri ve bebek bakıcıları toplumun işçi sınıfının hayatını da filmde göstermektedir.

Film o dönemin müzisyenlerinin hayatını da ortaya koymaktadır. Konser veriyorlar, ama konser alanında herkesin uyması gereken kurallar bulunmakta; ayağa kalkmaları, pankart açmaları bile yasaklanmaktadır, ayrıca bir kamu görevlisi her konseri denetlemektedir.

Sanatın özgür hâlinin, hele de blues ve rock gibi daha rahat olmayı, özgürlüğü gösteren müzik türlerinin kontrollü bir şekilde halka sunulması, o dönemdeki tutumu ve sansürü gözler önüne sermektedir.

Olağandan farklı bir Amerika algısı

Ben filmin güçlü Rusya algısına da ters olduğunu düşünmekteyim. Filmde benim en ilgincime giden sahnelerden biri Mike ve müzisyen arkadaşlarının sohbeti olmuştur. Burada diğer müzisyenler; bu baskılardan kurtulmalıyız, Amerika’ya açılalım diye bir öneri getirmiş, Mike’ta, biz zaten onların müziğini alıyoruz, benzerlerini yapıyoruz, kim bizi dinler diye çıkışmıştı. Buradaki klasik Rus-Amerikan çekişmesinin zıddındaki Amerikan sanatının başarısının kabul edilmişliği çoğu Rusya yapımı filmde dile getirilemeyecek bir öz itiraftır kanısındayım.

Oyuncular canlandırdıkları isimlere fizikin de benzetilmişlerdir. Mike Naumenko’yu canlandıran , aynı zamanda Zveri gurubunda da müzisyen olan Roman Bilyk’ı başarılı buldum. Viktor Tsoy’u canlandıran Teo Yoo’da oyunculuk anlamında tatmin ediciydi.

Film müzikle alakalı bir döneme değinmesinin de etkisiyle müzik noktasından çok doyurucuydu. Müzikal kısımlarında müzikler İngilizceydi ve genelde de Amerikan sanatçıların şarkılarından seçilmeydi. Bazı müzikal sahneler -otobüs sahnesi gibi- bana Hint filmlerindeki sıkça gerçekleşen müzikli sahnelere anımsattığı için pek beğendiğimi söyleyemem.

Bu noktadan dolayı film müziği gibi değil de sanki bir klip çekimiymiş havasını gördüğümü belirtebilirim. Müzikal açıdan en beğendiğim sahneler Victor’un stüdyodaki kayıt aldığı sahne ve filmin finalindeki konser sahnesi olmuştur.

Son olarak, ben filmdeki şüpheci karakterinin sahnelerini beğendiğimi belirtebilirim, özellikle neden böyle yapmadın ya da keşke böyle davransaydın, korkak olmasaydın gibi geçmişe olan o serzenişler bana insan olarak hepimizin kendi geçmişindeki “benliğine” yaptığı konuşmaları anımsattı.

Filmdeki Boris Yeltsin göndermeleri de dikkatimden kaçmadı. Hep açık olan televizyon, devlet başkanın konuşmaları, komünist propagandanın artık bayağı bir konumda görülmesi benim ilgincime giden kısımlardan olmuştu.

Bunlarla birlikte eski kuşak yeni kuşak tartışmasının da başarılı olarak işlendiğini söyleyebilirim. Beni en etkileyen sahne de final sahnesindeki konserde Viktor’un Mike ve Natasha’yı görmeden konserine başlamaması ve etkileyici sözlere sahip şarkısı olmuştur.

Filmin sonundaki Viktor ve Mike’a uygulanan doğum-ölüm tarihlerinin gösterilmesini de hoş bir ayrıntı olarak görmekteyim.

Genel hatlarıyla filmi başarılı bulup, işlemek istediği öyküyle yansıttığı dönemi izleyiciye aktardığını düşünmekteyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.