Nâçizâne filmler : Ocak 2021

Nâçizâne kitaplar : Ocak 2021

Diasporadan direnişe: Paradise Now

Karanlık Aydınlık
Merhaba sevgili Palto okurları! Ocak 2021’in “nâçizâne” film önerileriyle karşınızdayım. Şimdiden iyi seyirler!

Merhaba sevgili Palto okurları! Ocak 2021’in “nâçizâne” film önerileriyle karşınızdayım. Şimdiden iyi seyirler!

Goethe’nin İlk Aşkı

İlk önerimi, benim için yeri ayrı olan Johann Wolfgang von Goethe‘nin hayatından esinlenerek kurgulanan, Alman yapımı Goethe filmine ayırmak istedim. Filmin adı dilimize Goethe’nin İlk Aşkı olarak çevrilmiş.

Filmin yönetmenliğini Alman Philipp Stölzl yapmakta. Goethe’yi Alman oyuncu Alexander Fehling, Lotte karakterini ise Avusturyalı oyuncu Miriam Stein canlandırıyor.

Goethe’nin İlk Aşkı, konusunu usta yazarın gençlik yıllarında sanatının başlamasına ilham kaynağı olan aşk hikâyesinden alıyor. Hikâye, girdiği hukuk sınavlarından geçemeyen Johann Goethe’nin yüksek mahkemede çalışması için babası tarafından küçük bir kasabaya gönderilmesiyle başlıyor.

Boş zamanlarını şiir yazarak geçiren Johann, burada sıkı çalışarak müdürü Kestner ile arkadaş olur. Johann, güzel ve çekici bir kız olan Lotte’ye aşık olunca hayatı tamamen değişmeye başlar, lâkin Kestner’in de Lotte ile nişanlanması olayları tamamen başkalaştırır. Goethe ve Lotte arasındaki bu dramatik aşk, Goethe’yi “Genç Werther’in Acıları“nı yazma aşamasına götürür.

Filmde kurgu bile olsa Genç Werther’in Acıları’na giden süreci görmek, Werther’i, Lotte’yi anımsamak benim için filmi özel yapan bir başka husustu.

Saatler | Hours

3 kadın 3 ayrı yaşam öyküsü…

Saatler filmi Amerikalı senarist ve yazar Michael Cunningham‘ın aynı adlı kitabından uyarlanan bir film. Film Virginia Woolf‘un hayatından ve başyapıtı sayılan Mrs.Dalloway‘den besleniyor. Saatler’in yönetmenliğini ise İngiliz yönetmen Stephen Daldry yapmakta.

Başrollerini Nicole Kidman, Julianne Moore, Meryl Streep gibi ödüllü aktörlerin paylaştığı film, birbirinden farklı zaman dilimlerinde yaşayan 3 farklı kadının yaşam öyküsünü anlatıyor. 3 kadının da ortak noktası Mrs.Dalloway kitabı.

Bu üç kadın farklı zamanlarda, farklı günlere uyanırlar. Aynı olmayan, lâkin bir biçimde de aynı günlere.

Woolf, psikolojik rahatsızlıklar ve buhranlarla uğraşmakta, hayatını katlanılmaz geldiği bir döneminde ve inziva köşesinde yeni kitabına, yeni hikâyesine başlama adımlarındadır.

Laura Brown, kocasının doğum günü için oğluyla beraber bir pasta hazırlama telaşı içinde görünmeye çalışsa da, kendi iç buhranlarıyla, cinsel karmaşalarıyla ve her şeyden uzaklaşıp, hayatından kurtulma isteğiyle boğuşmaktadır.

Clarissa Vaughan ise, hayatından çıkaramadığı, ölmek üzere olan eski sevgilisinin onuruna bir davet vermek için hazırlıklar yapmaktadır. Bu üç kadının tek ortak noktası, aralarındaki yıllara rağmen, bir şekilde aynı öykünün içinde var olmalarıdır.

Saatler filmi 3 ayrı kadın yaşam hikâyesiyle düşündüren ve etkileyici bir film. Özellikle Virgina Woolf detayının olması filme ayrı bir anlam katmış diye düşünüyorum.

Nicole Kidman’ın başarılı oyunculuğunu da değinmek şart. Kidman oyunculuğuyla,  bende Virgina Woolf karşımdaymış hissi yaratmıştı. Bu başarılı oyunculuk ünlü aktöre 2003 yılındaki en iyi kadın Oscar‘ını da getirmişti.

 Loving Vincent | Vincent’ten Sevgilerle

Loving Vincent, ünlü ressam Vincent Van Gogh‘un hayatını ressamın tablolarından esinlenerek oluşturulan bir teknikle izleyicilere sunuyor. Filmde Van Gogh’un oldukça ilgi çekici hayat hikâyesini ressamın tablolarıyla görüyoruz. Polonya-Birleşik Krallık ortak yapımı olan filmin yönetmenliklerini Dorota Kobiela ve Hugh Welchman yapmakta.

Filmde yer alan 65.000 karenin her biri, Polonya ve Yunanistan’da yer alan film stüdyolarında 125 profesyonel yağlı boya ressamı tarafından çizilmiş.

Loving Vincent, Van Gogh’un etkileyici resimleri kadar, ünlü ressamın tutkulu ve buhranlı hayat öyküsüyle gizemli ölümünü de izleyicisine gösteriyor.

Film, ressamın ölümünden bir sene sonraki dönemde geçiyor. Van Gogh ölmeden önce kardeşi Theo‘ya mektup yazmıştır, ancak mektup bir türlü yerine ulaşmamıştır. Bunun üzerine mektubu elden teslim etmesi için postacı Joseph Roulin oğlu Armand’ı, Auvers-sur-Oise‘a gönderir. Armand bu görevi pek istemese de kabul eder ve söz konusu kasabaya gider, fakat Theo da vefat etmiştir.

Mektubu Van Gogh’un dostu Dr. Paul Gachet‘ye vermesi gerekir. Doktorla görüşebileceği zamanı beklerken kasaba halkından birçok kişiyle tanışan Armand, Van Gogh’un sanatına, esin kaynaklarına ve ölümüne giden sürece dair çok şey öğrenir.

Filmde Vincent Van Gogh’u Robert Gulaczyk, Doctor Paul Gachet’yi Jerome Flynn, postacı Joseph Roulin karakterini Chris O’dowd , Armand Roulin karakterini de Douglas Booth canlandırır.

Animasyon türünde olan Loving Vincent’in yöntem ve içerik bakımından çok özgün olduğunu düşünüyorum. İzlerken tabloların içinde gezmek keyif veriyor. Tabii, Van Gogh’un yaşamındaki buhran ve ressamın çaresizliğini hissetmek de bir o kadar üzüyor insanı.

Sevgili kültür-sanat dostu, Ocak 2021’deki “nâçizâne” filmlerim bunlar. Üç film de birbirinden farklı yönleri ve hikâyeleriyle karşında. Umarım izlediğinde sende de güzel tesirler bırakırlar.

Ocak 2021’de sağlığın senden eksik olmadığı, sanatla iç içe olduğun bir ay geçirmen dileğimle sevgili okurum..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.